Anasayfa İçtihat Arama Motoru İDARE HUKUKU D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Yükseköğretime giriş sınavında uygulanmakta olan alan ve bölüme göre katsayı farkını kaldıran UYGULAMAYA İLİŞKİN DANIŞTAY İ.D.D.K. KARAR
toolbar powered by Conduit
12
Mar
2010

İçtihat Arama Motoru » İDARE HUKUKU » D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU


Yükseköğretime giriş sınavında uygulanmakta olan alan ve bölüme göre katsayı farkını kaldıran UYGULAMAYA İLİŞKİN DANIŞTAY İ.D.D.K. KARAR PDF Yazdır E-posta
( 0 - user rating )
Yazar Administrator   
Cuma, 12 Mart 2010 03:29
0.0/5 (0 oy)

T.C.

D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ

KURULU

YD. İtiraz No:2010/148

İtiraz Eden (Davalı)             : Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı

Vekili                                     : Av.

İtiraz Eden  (Davacı) :

İstemin Özeti : Danıştay Sekizinci Dairesi'nce verilen yürütmenin durdurulması isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin  27.1.2010 günlü, E:2010/1 sayılı karara, taraflar karşılıklı olarak  itiraz etmektedirler.

Danıştay Tetkik Hakimi ... Düşüncesi: Yükseköğretime giriş sınavında uygulanmakta olan alan ve bölüme göre katsayı farkını kaldıran Yükseköğretim Genel Kurulu'nun 21.7.2009 günlü kararına karşı açılan davada, Danıştay Sekizinci Dairesince katsayı farkını kaldıran düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi ve bu karara karşı idarenin yaptığı itirazın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca reddedilmesi üzerine bu konuda ortaya çıkan hukuki boşluğun doldurulması amacıyla dava konusu düzenlemenin getirildiği anlaşılmaktadır.


Dava konusu düzenlemenin 2. maddesi ile adayların mezun oldukları alan/bölüm ile ilgili bir yükseköğretim kurumlarını tercih etmeleri halinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanlarının 0,15 katsayı ile, tersine yani alanları dışında bir program tercih etmeleri halinde ise 0,13 katsayı  ile çarpılması ile elde edilecek puanın sınav sonucuna eklenmesi suretiyle yerleştirmeye esas puanın belirlenmesi öngörülmektedir. İki aşamadan ve her iki aşamada toplam onsekiz puan türünden oluşan  bu yeni sınav sisteminde orta öğretimde başarı puanlarının 100 - 500 standart puanlar arasında belirlendiği bir düzlemde bu yeni katsayı oranları adayların puanlarını ortaöğretim başarı puanlarına göre en fazla on puan, en az iki puan etkileyebilmektedir. Öte yandan dava konusu düzenlemenin 3. maddesinde, öğretmen lisesi ve meslek lisesi mezunu olan adayların  sınavsız kayıt hakkı olanlar dışında kendi alanlarında programları tercih etmeleri halinde Ağırlık Ortaöğretim  Başarı Puanlarının 0,05 katsayı ile çarpımı sonucunda bulunan puanın 2. maddeye göre hesaplanan toplam puana ayrıca eklenmesi öngörülmüştür.

Davalı idare, bir önceki düzenleme ile ilgili olarak  verilen yargı kararlarında yer alan gerekçelerin ve uygulamakta olan sistemin özellikleri dikkate alınmak suretiyle yargı kararlarına uygun bir düzenlemenin getirildiğini öne sürmüştür. Ancak, bir önceki düzenlemenin yürütülmesinin durdurulması yolundaki Danıştay Sekizinci Dairesi kararına karşı yapılan itirazın  reddine ilişkin Danıştay  İdari Dava  Daireleri Kurulu'nun 10.12.2009 günlü,  E:2009/1005 sayılı kararında,  farklı katsayı uygulamasının hukuka uygun olduğu ancak, bu farklılığın ölçülü olması gerektiği, ölçülülük ilkesi dikkate alınarak belirlenecek katsayı oranlarının, eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozmaması, alan/bölüm, mesleki eğitim, genel lise eğitimi gibi ayrımları ve yargı kararlarını geçersiz kılacak nitelikte olmaması gerektiği belirtilmiş, böylelikle adayların mezun oldukları alan/bölüm dışında yükseköğretim programlarına yönelmelerini  zorlaştıracak ancak imkansız kılmayacak  bir katsayı oranı belirlenmesi gerektiğine işaret edilmiş, buna karşın dava konusu düzenleme ile 0,02 puanlık bir katsayı farkı öngörülerek bunun sonucunda mezun olduğu alanla ilgili tercihte bulunan adaylar ile alanları dışında tercihte bulunan adaylar arasında ortaöğretim başarı puanına göre 2 ila 10 puan arasında bir fark getirilmiştir.

Dava konusu düzenlemenin 2. maddesi ile getirilen katsayı oranlarının yargı kararları ile ortaya konulan ölçülülük ilkesine uygun olarak belirlendiği, dolayısıyla, katsayı farkının getirilme amacı olan yönlendirmede, belirlenen bu oranların etkili olacağı hususları davalı idarece hukuken geçerli bilimsel çalışma ve raporlar ile ortaya konulamamıştır. Öte yandan, davalı idarece eski sınav sisteminden farklı olarak çoklu sınav, çoklu soruyu esas alan yeni sınav sistemi ile alan bilgisi ağırlığının %38'den, %60'a çıkarılarak lise müfredatında alınan bilginin doğrudan ölçülüp sınava yansıtılmasının sağlandığı, ayrıca, katsayı farklılaştırması yerine alan sorularının puan değerinin yüksek tutularak hem alan içi tercihin teşvik edildiği, hem de öğrencilerin gerçek başarısının ölçüldüğü, dolayısıyla, yeni sistemde katsayı dışında yönlendirme araçlarının kullanıldığı ileri sürülmüş ve yeni belirlenen katsayı oranlarının öiçülülük ilkesine uygun olduğu bu şekilde izah edilmeye çalışılmış ise de; yükseköğretime girişte uygulanan ve çoklu sınav çoklu soru yöntemi olarak ifade edilen sistem ile sınav sayısının, soru sayısının ve soruların ağırlık oranlarının artırılmasının yönlendirmenin sağlanması amacıyla getirilmiş olan katsayı farkı ile aynı işlevi göreceği ya da belirtilen amaca ulaşmada etkili bir araç olduğuna dair bilimsel bir veri bulunmadığından davalı idarenin savlarının hukuken geçerliliği bulunmamaktadır. Belirtilen hukuki  durum karşısında, dava konusu düzenlemenin 2. maddesiyle getirilen ve alan içi/alan dışı tercihlerde 0.02 puanlı katsayı farkını öngeren düzenlemenin, yargı kararlarını geçersiz  kılmaya yönelik ve sembolik nitelikte olduğu, yasanın öngördüğü yönlendirme amacına uygun ve etkili olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Bu nedenle, dava konusu düzenlemenin 2. maddesinde ve bu madde ile bağlantılı olarak 3. maddesinde hukuka uyarlık bulunmadığından davalı idarenin itirazının reddi gerektiği düşünülmektedir.

Davacının itirazına gelince; dava konusu düzenlemenin 6. maddesi ile YGS ve LYS sınavları sonucunda oluşan her puan türünde Türkiye genelinde ilk bin kişi arasına giren adayların yerleştirme puanı hesaplanırken Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanının tercih edeceği bütün programları için alan içi katsayı değeri kullanılacağı kuralına yer verilmiştir.

2547 sayılı Yükseköğretim Yasası'nın 45. maddesinin a, b ve d bentlerinde, öğrencilerin ortaöğretimdeki başarı durumlarının sınav sonucuna nasıl yansıtılacağı belirlenmiş olup, buna göre okullarını birincilikle bitiren öğrenciler, TÜBİTAK tarafından tespit edilen uluslararası  bilimsel yarışmalarda ödül kazanan öğrenciler açısından farklı başarılar dikkate alınmış, ancak sınav sonucu belli bir başarı düzeyi gösterenlere yönelik herhangi bir kural ve istisnaya Yasa'da yer verilmemiştir. Ayrıca bugüne kadar uygulanan yükseköğretime giriş sınavına ilişkin sistemlerin hiçbirinde bu yönde bir uygulamaya da rastlanmamaktadır.

Yükseköğretime giriş sınavlarının iki aşamalı olduğu ve bu iki aşamada birçok puan türünün bulunduğu gözönüne alındığında dava konusu düzenlemenin 6. maddesi ile sınavın  tümünde daha fazla öğrenci sayısını kapsayacağı, ayrıca puan türlerinin artırılması ile bu sayının daha da artabileceği açıktır.

Dolayısıyla, bu madde ile getirilen düzenlemenin yasal dayanağı bulunmadığı gibi ileriye dönük olarak kesin sınırları da belli olmayan bir niteliğe sahip olduğu görülmektedir.

Bu nedenle, alan/bölüm gibi ayrımlardan hareketle farklı katsayı uygulanmasının gerekliliğine vurgu yapan yargı kararlarına aykırı ve anılan kararları  etkisiz kılmaya yönelik olduğu anlaşılan dava konusu düzenlemenin 6. maddesinin yürütülmesinin durdurulması bu nedenle de davacının itirazının kabulü  gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı ... Düşüncesi: İtiraz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler Danıştay Sekizinci Dairesi'nce verilen yürütmenin durdurulması isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, itirazların reddi gerekeceği düşünülmektedirler.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Dava, Anadolu Öğretmen Lisesi son sınıf öğrencisi olan davacı  tarafından, Yükseköğretim Genel Kurulu'nun 17.12.2009 günlü, 2009.21.1902 sayılı kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılmıştır.

Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 27.1.2010 günlü, E:2010/1 sayılı kararıyla; Anayasanın 138. maddesinin son paragrafında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği şeklinde yer alan hükme paralel olarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 28. maddesinin 1. fıkrasında da idarenin, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının gereklerine göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu kuralına yer verildiği; bu şekilde yürütmenin durdurulması kararının, davanın esası hakkında verilen kararlar gibi yerine getirilmesinin zorunlu olduğunu belirleyen kuralın, bu kararların, iptali istenilen idari işlem üzerindeki hukuki etki ve sonuçlarının aynı olmasından kaynaklandığı, bu bakımdan, yürütmenin durdurulması kararının hukuki gereklerine uygun bir işlem tesis edilmesinin Anayasal ve yasal zorunluluk olduğu; yukarıda anılan Anayasa ve Yasa hükümleri ile idare hukuku ilkesi gereği idarelerin iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem yapmak ve iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak ve önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlamakla görevli oldukları, bu nedenle, idarelerin iptal kararlarının amaç ve kapsamı dışında bir işlem tesis edemeyecekleri,  idarelerin bu amaç dışında başkaca bir tercih ve takdir hakkının bulunmadığı, yargı kararı üzerine tesis edilen bir işlemin yargısal denetiminde yargı organlarının hareket noktasını da, kararların tam ve gereğince uygulanıp uygulanmadığının denetlenmesinin oluşturacağı, buradaki denetimin amacının yine hukukun üstünlüğünün sağlanması olduğu, kararın uygulanması konusunda farklı seçeneklerin varlığı halinde idarenin kullanacağı takdir hakkı ile tercih edilen bu seçeneğin de yargı kararının gereğinden hareketle hukuksal denetiminin yapılacağı, dava konusu kararın da bu açıklamalar ışığında değerlendirilmesinin gerektiği; dava konusu karara ilişkin iptal isteminin, kararın 2., 3. ve 6. maddelerine yönelik olduğu kabul edilerek inceleme ve değerlendirmenin bu maddeler açısından yapıldığı; Yükseköğretim Kurulunun 30.7.1998 tarihli kararı ile 1999 yılından itibaren başlatılan uygulama ile Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanlarının (AOBP), adayların kendi lise alanlarında bir yükseköğretim programına yerleştirilirken 0,5 , kendi alanları dışında bir yükseköğretim programına yerleştirilirken 0,2 katsayı ile çarpımı esasının getirildiği, bu katsayıların 2003 yılından itibaren aradaki fark genişletilerek 0,8 - 0,3 olarak uygulandığı, ayrıca bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumlarından mezun olanların alanlarında bir yükseköğretime yerleştirilirken ek puan olarak 0,24 katsayısı ile çarpılması esasının da getirildiği; Yükseköğretim Kurulunun bu kararlarıyla ilgili uygulamalarına karşı Dairelerinde birçok dava açıldığı  ve verilen ret kararlarının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca da onandığı,  böylece, farklı katsayı uygulamasında hukukun temel ilkelerine, Anayasa ve ilgili Yasalara aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı; davalı idarenin farklı katsayı uygulamasını kaldıran 21.7.2009 gün ve 1266 sayılı kararına karşı açılan davalarda ise yukarıda aktarılan yargı kararları ile oluşan hukuki durum doğrultusunda değerlendirme yapılarak farklı katsayı uygulaması konusunda yargı kararlarıyla istikrar kazanmış bir sistemin yerleşmiş olduğu ve bu kararlardan sonra mevzuatımızda bu kararın aksine yapılmış yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, yargı kararlarında yapılan hukuki değerlendirmelerin bugün için de geçerliliğini sürdürdüğü, ayrıca İdari Dava Daireleri Kuruluna yapılan itiraz üzerine verilen kararda; idarenin farklı katsayı belirlemesine yönelik olarak yapacağı düzenlemede belirleyeceği katsayının ölçülülük ilkesi dikkate alınarak eğitim sisteminin yönlendirme esası gereği örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozmaması, alan/bölüm, mesleki eğitim, genel lise eğitimi gibi ayrımları ve yargı kararlarını geçersiz kılacak nitelikte olmaması gerektiğinin de vurgulandığı;idarenin söz konusu yargı kararları üzerine farklı katsayı uygulaması konusunda bağlı yetki içinde bulunmasına karşın, bu katsayıların belirlenmesi noktasında takdir yetkisine sahip olduğunun kabulü gerektiği, ancak, bu yetkinin kullanımının da mutlak ve sınırsız olmadığı, bir başka anlatımla, uygulanmakta olan ve zaman içinde birtakım sonuçlar doğurarak istikrar kazanan bir düzenlemenin değiştirilmesi ya da kaldırılması için hukuk düzeninde veya maddi olayda bir değişiklik olması gerektiği, idarenin bu yargı kararları sonrası farklı katsayı belirleme konusunda sahip olduğu takdir yetkisini dayandırdığı sebeplerin hukuken geçerli olup olmadığının irdelenmesi gerektiği, idarenin takdir yetkisinin hukuki denetiminin yapılabilmesi için Yükseköğretim Kurulunun 1998 yılında aldığı farklı katsayı uygulamasına ilişkin düzenleme sonrası yargı kararları ile hukuka uygun olduğu kabul edilmiş ve uygulanmakta olan katsayının (0,8-0,3), (0,15 - 0,13) olarak değiştirilmesinin nedenlerinin 7.1.2010 günlü ara kararı ile sorulmasına karşın, davalı idarenin bilimsel ve hukuken kabul edilebilir bir açıklama yapmamış olduğunun görüldüğü; davalı idarenin katsayı farkının 10 puana tekabül ettiği ve belirlenen katsayılara göre bulunacak sonuçların 0,8 - 0,3 katsayı uygulanan bir önceki sınav sonuçlarına göre bin kişi üzerinde bir fark oluşturacağı şeklindeki açıklamalarına da bilimsel ve kabul edilebilir bir dayanak sunmadığının anlaşıldığı; katsayı farkının olmaması ya da olacaksa da aşılabilir  bir  niteliğinin  bulunmasına yönelik olan bir amacın, yukarıda açıklanan mevzuatta öngörülen  ve Dairelerince ve İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlarda da vurgulanan temel ilke ve yaklaşıma uygun olmadığı;  bu açıklamalar karşısında, 1998 yılından itibaren uygulanan ve hukuka uygunluğu yargısal kararlarla istikrar kazanmış farklı katsayı uygulaması ile dava konusu karar alınıncaya kadar uygulanmakta olan alan içi tercihlerde 0,8, alan dışı tercihlerde 0,3 katsayısının esas alınacağına ilişkin düzenlemenin değiştirilerek alan içi 0,15, alan dışı 0,13 katsayı farkına dönüştürülmesine ilişkin dava konusu kararın hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığı gibi yargı kararlarının gereklerine aykırı olduğu ve yargı kararlarını geçersiz kıldığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu düzenlemenin 2. maddesinde hukuka uyarlık bulunmadığı; dava konusu kararın 3. maddesindeki düzenlemenin ise,  2547 sayılı Yasanın 45. maddesinde yer alan kuraldan kaynaklandığı ve uygulamanın  bu doğrultuda devam ettirildiği,  bu nedenle mesleki-teknik öğretim okullarını bitirenlerin kendi alanlarıyla ilgili bir yükseköğretim programını tercih etmeleri halinde ek katsayı uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmamakta ise de,  bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim mezunlarının aynı alanda bir yükseköğretim programına yerleştirilmesinde daha önce 0,24 olarak belirlenmiş olan katsayının 0,08 olarak değiştirilmesine ilişkin Yükseköğretim Genel Kurulunun 22.06.2005 gün ve 7 sayılı kararına karşı açılan davalarda,  bu işlemin iptali yolunda Dairelerince  verilen  kararların  İdari  Dava Daireleri Kurulunca   onandığı,  sözkonusu kararlarda davalı idarenin aldığı karara gerekçe olarak mesleki eğitimi özendirmeyi amaçladığını ileri sürmesine karşın, mesleki eğitim görenlerin kendi alanlarıyla ilgili bir yükseköğretimi tercih etmeleri halinde uygulanacak olan 0,24 ek katsayıyı 21.7.2009 gün ve 1266 sayılı kararı ile 0,06'ya düşürmüş olmasının hukuken kabul edilebilir bir gerekçeye dayanmadığının vurgulandığı, dava konusu karar ile söz konusu katsayının bu kez 0,05 olarak belirlenmesinin de aynı gerekçelerle hukuken kabul edilebilir olmadığı; düzenlemenin 6. maddesiyle, YGS ve LYS sınavları sonucu oluşan her puan türünde Türkiye genelinde ilk bin kişi arasına giren adayların yerleştirme puanı hesaplanırken Ağırlıklı Ortaöğretim Puanında tercih edeceği bütün programlar için alan içi katsayı değerinin kullanılacağının belirlendiği; her genel kuralın kendi içinde bir istisnayı içeriyor olmasının genel kurala aykırılık teşkil etmeyeceği, başarının ödüllendirilmesi amacına yönelik olduğu anlaşılan bu kuralın, yargı kararlarına aykırı bir yönü bulunmadığı gibi hukuka, hakkaniyete ve mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle, dava konusu kararın 2. ve 3. maddelerine yönelik olarak yürütmenin durdurulması isteminin  kabulüne, 6. maddesine yönelik yürütmenin durdurulması isteminin ise reddine  karar verilmiştir.

Davalı idare, anılan kararın yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin kısmına, davacı ise kararın yürütmenin durdurulması isteminin reddine yönelik kısmına itiraz etmektedirler.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte 1981 yılında uygulanan ilk sistemde adayların yükseköğretim kurumlarına yerleştirme puanları ÖSS sınavı puanı, ÖYS sınavı puanı ve orta öğretim başarı puanından oluşmakta iken 2547 sayılı Yasa'nın 45. maddesinde 17.8.1983 tarihli ve 2880 sayılı Yasa'nın 26. maddesiyle yapılan değişiklikle meslek lisesi mezunlarına alanları ile ilgili yükseköğretim kurumlarını tercih etmeleri halinde ek puan verilmesi uygulaması getirilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu'nun 30.7.1998 günlü, 98.8.90 sayılı kararı ile 1999 yılından itibaren başlatılan uygulama ile tek aşamalı sınav ve sözel, sayısal ve eşit ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının hesaplanmasında farklı katsayı uygulaması başlatılmıştır. Bunun sonucu olarak sınav sonuçlarının değerlendirilmesinde adayların ortaöğretimdeki başarıları dikkate alınmış, Yükseköğretim Kurulu'nun uygun göreceği ilkeler çerçevesinde ortaöğretim başarı puanı, ek puan olarak giriş sınav puanına eklenmiştir.

Ortaöğretim başarı puanının hesaplanmasında ortaöğretimdeki alanlarla ilgili yükseköğretim programlarına yerleştirme yapılırken daha yüksek katsayı uygulanmıştır. Ayrıca mesleki ve teknik ortaöğretimi sürdürmek için bir mesleğe yönelik program uygulayan liseleri bitirenlere aynı alandaki yükseköğrenimi seçmeleri halinde ek puan uygulaması getirilmiştir.

Milli Eğitim Temel Yasası'nın amacı, ortaöğretim kurumlarından mezun olanların öğrenim gördükleri meslek ya da alanda yükseköğrenim görmelerinin sağlanması olup, bu amaç da 2547 sayılı Yasa'daki kurallarla gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Yasanın bu amacına uygun olarak öğrencilerin meslekleri ya da alanları dışında eğitim görmek istemeleri halinde üniversite puanlarının hesaplanmasında daha düşük bir katsayı, tersine durumda ise daha yüksek katsayı uygulanmasına 1999 yılından itibaren başlanılmış ve o tarihten itibaren de uygulama sürdürülmüştür.

Böylece, Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanlarının (AOBP); adayların kendi lise alanlarında bir yükseköğretim programına yerleştirilirken 0,5 , kendi alanları dışında bir yükseköğretim programına yerleştirilirken 0,2 katsayı ile çarpımı esası getirilmiş, bu katsayılar 2003 yılından itibaren aradaki fark genişletilerek 0,8 - 0,3 olarak uygulanmıştır. Ayrıca bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumlarından mezun olanların alanlarında bir yükseköğretime yerleştirilirken, 0,24 katsayısının çarpılması sonucu bulunan puanın ek puan olarak uygulanması esası getirilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu'nun bu kararlarıyla ilgili uygulamalarına karşı açılan davalarda, Danıştay Sekizinci Dairesince  verilen ret kararları Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca da onanmıştır. Böylece, farklı katsayı uygulamasında hukukun temel ilkelerine, Anayasa ve ilgili Yasalara aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Yüksek Öğretim Genel Kurulu'nun  farklı katsayı uygulamasını kaldırarak katsayıyı eşitleyen 21.7.2009 günlü, 1266 sayılı kararına karşı açılan davalarda ise Danıştay Sekizinci Dairesi'nce; oluşan hukuki durum doğrultusunda değerlendirme yapılarak farklı katsayı uygulaması konusunda yargı kararlarıyla istikrar kazanmış bir sistemin yerleşmiş olduğu ve bu kararlardan sonra mevzuatımızda bu kararın aksine yapılmış yasal bir düzenleme bulunmadığı, yargı kararlarında yapılan hukuki değerlendirmelerin bugün için de geçerliliğini sürdürdüğü belirtilerek, anılan düzenleme ile getirilen katsayı farkının kaldırılmasına ilişkin kuralın yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.

Ayrıca, İdari Dava Daireleri Kuruluna yapılan itiraz üzerine verilen kararda; idarenin farklı katsayı belirlemesine yönelik olarak yapacağı düzenlemede belirleyeceği katsayının ölçülülük ilkesi dikkate alınarak eğitim sisteminin yönlendirme esası gereği örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozmaması, alan/bölüm, mesleki eğitim, genel lise eğitimi gibi ayrımları ve yargı kararlarını geçersiz kılacak nitelikte olmaması gerektiği de vurgulanmıştır.

Dolayısıyla, farklı katsayı uygulamasını öngören düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığına ve farklı katsayı uygulamasını fiilen kaldıracak idari düzenlemelerin yargı kararlarına aykırılık oluşturacağına, Anayasanın 138. ve 2577 sayılı Yasanın 28. maddesi gereğince idarenin yargı kararlarına uymak zorunda olduğu gibi, bu kararların sonuçlarının değiştirilemeyeceğine, belirtilen yargı kararlarında işaret edilmiştir.

Dava konusu düzenlemenin 2. maddesi ile, Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) puanları ile yerleştirme yapılan programlar ile Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) puanları esas alınarak yerleştirme yapılan programlarla ilgili Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP)'nın adayın kendi alanında bir program tercih etmesi halinde 0,15, alanı dışında bir program tercih etmesi halinde ise 0,13 katsayı ile çarpılması ile ortaya çıkan sayının sınav sonucuna eklenmesi suretiyle bu aşamadaki yerleştirmeye esas olacak puanının belirleneceği, düzenlemenin 3. maddesi ile de adaylardan öğretmen lisesi ve meslek lisesi mezunu olanların sınavsız kayıt hakkı olanlar dışında, kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde ilgili ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının 0,05 ile çarpımı sonucunda bulunan puanın 2. maddeye göre hesaplanan toplam puana ayrıca ekleneceği öngörülmüştür.

Böylece bir önceki, yani 21.7.2009 günlü Yükseköğretim Genel Kurulu Kararı hakkında verilen yürütmenin durdurulması kararı ile alan içi, alan dışı tercihte farklı katsayı uygulamasının kaldırılamayacağının ortaya konulması üzerine dava konusu karar ile yeni bir düzenleme getirilmiş ve adayların mezun olduğu alan/bölüm ile ilgili olan  veya bu alan/bölüm ile ilgili olmayan tercihlerde uygulanacak katsayı farkı 0,02 olarak belirlenmiştir.

Öncelikle Yükseköğretim Genel Kurulu'nun 21.7.2009 günlü kararının, Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 20.11.2009 günlü, E:2009/6890 sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulması ve bu karara  karşı yapılan itirazın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca  reddi üzerine,  bu konuda hukuki boşluk doğup doğmadığı, başka bir anlatımla söz konusu kararlar üzerine 21.7.2009 günlü karardan önceki hukuksal duruma kendiliğinden dönülüp dönülmeyeceği üzerinde durulması gerekmektedir.

Bir düzenleyici işlemin yargı yerlerince yürütmesinin durdurulması veya iptali durumunda, iptal edilen ya da yürütmesi durdurulan karardan önceki kararın kendiliğinden  yürürlüğe girmeyeceği, hukuki bir boşluğun doğması nedeniyle bu konuda idarenin yeniden bir karar alması gerektiği bilinen bir idare hukuku ilkesidir. Dolayısıyla katsayı farkını kaldıran 21.7.2009 günlü düzenlemenin yürütülmesinin durdurulması üzerine alan dışı tercihlerde 0,3 alan içi tercihlerde 0,8 katsayı uygulanmasına dair karar kendiliğinden yürürlüğe girmeyeceğinden idarenin bu konuda yeniden bir düzenleme yapabileceği kuşkusuzdur.

Ancak, bir yargı kararı üzerine ortaya çıkan hukuki boşluğun doldurulması için idarece yapılacak yeni düzenlemede yargı kararında yer alan ve  hükme esas olan gerekçelerin dikkate alınması gerekir.

Katsayı farkının kaldırılmasına ilişkin 21.7.2009 günlü düzenlemeye karşı açılan davada; Danıştay Sekizinci Dairesi'nce verilen yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin karara davalı idarenin itirazının reddine dair Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 10.12.2009 günlü, YD. İtiraz No:2009/1005 sayılı kararında; 1998 yılında alınan ve Yükseköğretim Kurulu'nun Danıştayca hukuka uygun bulunan kararından sonra mevzuatımızda bu kararın aksine yapılmış bir yasal düzenlemenin bulunmadığı, bir başka anlatımla, 1998 yılı Yükseköğretim Kurulu kararı ile ilgili davalarda gerek Danıştay Sekizinci Dairesi gerekse İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından verilen kararlarda yapılan hukuki değerlendirmelerin bugün için de geçerliliğini sürdürdüğü ve adayların mezun olduğu alan/bölüm dışında programları tercih etmeleri halinde farklı katsayı uygulanmasında ulusal hukuka ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırılık bulunmadığı belirtildikten sonra, idarenin bu konuda yapacağı düzenlemelerde ölçülülük ilkesini dikkate  alması gerektiği, bu ilke dikkate alınarak  belirlenecek katsayının eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozmaması, alan/bölüm, mesleki eğitim, genel lise eğitimi gibi ayrımları ve yargı kararlarını geçersiz kılacak nitelikte olmaması gerektiği vurgulanmıştır.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararının gerekçesi karşısında, dava konusu düzenlemelerin bu karara ve gerekçesine uygun olup olmadığı, yeni düzenleme ile getirilen katsayı farkının ölçülülük ilkesine, eğitimin örgütleniş biçimindeki bütünlüğe uygun olup olmadığı, alan/bölüm, mesleki eğitim ve genel lise eğitimi gibi ayrımları dikkate alıp almadığının tespiti önem kazanmaktadır.

Davalı idarenin savunmasından ve itiraz dilekçesinde verdiği örneklerden, dava konusu düzenlemeyle getirilen katsayı farkının 100 - 500  standart puanlar arasında belirlenen düzenlemede adayların alan içi ve alan dışı tercihleri arasında en fazla 10  , en az 2 puanlık bir fark oluşturacağı görülmektedir.

Esasında dava konusu düzenlemenin 2. maddesi ile getirilen katsayı farkının yargı kararlarını tam anlamıyla karşılamadığının ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığının davalı idare tarafından da zımnen kabul edildiği savunmasından anlaşılmaktadır.

Davalı idare savunmasında, bu katsayı oranlarını savunmak için alan/bölüm ayrımında tek  ölçünün katsayı olmadığını, her bir alanda bir çok alt puan türü oluşturulduğunu ve ortaöğretimde tüm sınıflarda görülen derslerin olabildiğince sınava yansıtılmaya çalışıldığını ve her puan türünde farklı ağırlıklı  soru sayıları ile alan/bölüm ayrımının bu yöntemle daha etkin korunacağını belirtmek suretiyle, bir anlamda katsayı farkının yargı kararı ile ortaya konulan gerekçelere aykırı olduğu gerçeğini bu şekilde izah etmeye, kanıtlamaya çalıştığı görülmektedir.

Ancak, davalı idarenin bu savları hukuken geçerli bilimsel verilere dayanmadığı gibi, 0,15 - 0,13 katsayı oranının önceki yargı kararları ile ortaya konulan alan/bölüm yönlendirmesi amacını sağlamaya yönelik ve etkili olduğu da hukuken geçerli bilgi ve belgelere dayanılarak kanıtlanamamaktadır.

Diğer taraftan, önceki sınav sistemine göre ortaöğretim başarı puanlarının çarpanlarını oluşturan ve 50 - 100 standart puanlar arasında belirlenen durumlarda uygulanan 0,8  - 0,3 katsayı oranlarının yeni sınav sistemine göre 100 - 500 standart puanlar arasında belirlenen düzlemde aynı oranlarla uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı kuşkusuz ise de, idarenin yeni sisteme göre bir katsayı oranı belirlerken geçmiş uygulamaları da dikkate alması ve yargı kararları ile ortaya konulan ilke ve esasları da gözetmesi gerekmektedir.

Sonuçta, dava konusu düzenlemenin 2. maddesindeki  düzenleme ile ölçülülük ilkesine uygun olarak bir katsayı belirlemesi yapılmadığı, 0,02 puanlık katsayı farkının yargı kararlarını biçimsel olarak uygulamaya yönelik ve sembolik nitelikte olduğu ve bu haliyle eğitim sisteminin örgütleniş biçimini bozabilecek nitelikte olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemenin 2. maddesinde amaç yönünden hukuka uyarlık görülmemiştir.

Diğer taraftan; Daire kararında, dava konusu düzenlemenin 3. maddesi ile ilgili olarak, bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim mezunlarının aynı alanda bir yükseköğretim programına yerleştirilmesinde daha önce 0,24 olarak belirlenmiş olan katsayının 0,08 olarak değiştirilmesine ilişkin Yükseköğretim Genel Kurulunun 22.06.2005 gün ve 7 sayılı kararına karşı açılan davalarda; bu işlemin iptali yolunda Dairelerince  verilen  kararların  İdari  Dava  Daireleri Kurulunca   onandığı,   böylece bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim mezunlarının aynı alanda bir yükseköğretim programına yerleştirilmesinde puanlarının daha yüksek katsayı ile çarpılması esasının kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığının yargı kararları ile belirlenmiş olduğu, davalı idarenin aldığı karara gerekçe olarak mesleki eğitimi özendirmeyi amaçladığını ileri sürmesine karşın, mesleki eğitim görenlerin kendi alanlarıyla ilgili bir yükseköğretimi tercih etmeleri halinde uygulanacak olan 0,24 ek katsayıyı 21.7.2009 gün ve 1266 sayılı kararı ile 0,06'ya düşürmüş olmasının hukuken kabul edilebilir bir gerekçeye dayanmadığı hususlarının davacının 21.7.2009 günlü, 1266 sayılı Yükseköğretim Genel Kurulu kararına karşı açtığı davada Dairelerince verilen   12.1.2010 günlü, E:2009/8626 sayılı kararda vurgulandığı, dava konusu karar ile söz konusu katsayının bu kez 0,05 olarak belirlenmesinin de aynı gerekçelerle hukuken kabul edilebilir bulunmadığı gerekçesiyle anılan 3. maddenin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş olup, bu karar ve gerekçesi hukuka uygun olmakla beraber, bu maddede ki puanlama sisteminin dava konusu düzenlemenin 2. maddesine dayandırılmış olması ve anılan 2. maddenin hukuka aykırılığı saptanarak yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi nedeniyle 2. maddenin yeniden düzenlenmesi ile birlikte buna bağlı olarak 3. maddenin de yeniden düzenlemesi gerekeceği tabiidir.

Davacının, dava konusu düzenlemenin 6. maddesi yönünden Dairece verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin karara yönelik  itirazına gelince;

Dava konusu düzenlemenin 6. maddesinde, Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)   sonucu oluşan her puan türünde Türkiye genelinde ilk bin kişi arasına giren adayların yerleştirme puanı hesaplanırken, Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanının tercih edecekleri bütün programlar için, alan içi katsayı değerinin (0,15) kullanılacağı kuralına yer verilmiştir.

2547 sayılı Yükseköğretim Yasası'nın 45. maddesinde, yükseköğretim kurumlarına girişte öğrencilerin ortaöğretimdeki başarı durumlarının sınav sonucuna nasıl yansıtılacağı belirlenmiştir. Anılan Yasa maddesinin (a) bendinde, ortaöğretim kurumlarını birincilikle bitiren adayların kendileri için yükseköğretim kurumlarında ayrılacak kontenjanlara, tercih ve puanları gözönünde bulundurularak yerleştirilecekleri; (b) bendinde, belli sanat dallarında üstün kabiliyetli oluduğu tespit edilen öğrencilerin, ilgili dalda eğitim yapmak kaydıyla Yükseköğretim Kurulunca düzenlenen esaslar içerisinde belirlenecek özel yöntemlerle  yükseköğretim kurumlarına  alınabilecekleri; (d)  bendinde, TÜBİTAK  tarafından tespit edilen uluslararası bilimsel yarışmalarda ödül kazananların, ödül kazandıkları alanda ÖSYM ile TÜBİTAK tarafından müştereken belirlenecek yükseköğretim kurumlarından seçtiklerine sınavsız girebilecekleri; (e) bendinde de, mesleki ve teknik orta öğretim kurumlarından mezun olan öğrencilerin istedikleri takdirde bitirdikleri programların devamı niteliğinde veya buna en yakın  programların uygulandığı, öncelikle kendi mesleki ve teknik eğitim bölgesi içinde yeralan veya bölgesi dışındaki meslek yüksek okullarına sınavsız olarak yerleştirilebilecekleri belirtilmiştir.

Buna göre, öğrencilerin ortaöğretimdeki başarı durumlarının sınav sonucuna ya da yükseköğretim kurumuna yerleştirme işlemine nasıl yansıtılacağı belirlenmiş olup, sınav sunucunda belli bir başarı düzeyine erişenlere yönelik herhangi bir kural ve istisnaya Yasa'da yer verilmemiştir.

Öte yandan, bu uygulama mesleki eğitim, genel lise eğitimi, alan/bölüm gibi ayrımlardan hareketle farklı katsayı uygulamasının gerekliliğine işaret eden yargı kararlarına ve eşitlik kuralına  da aykırılık oluşturmaktadır.

Ayrıca, Yükseköğretime Geçiş Sınavı ve Lisans Yerleştirme Sınavında bir çok puan türünün bulunduğu ve her puan türünde ilk bine giren öğrenci sayısının bu kuraldan yararlanabileceği gözönüne alındığında, bu uygulamanın mevcut haliyle dava konusu düzenlemenin 6. maddesinde belirtilenden daha fazla sayıda adayı kapsayacağı açıktır. Kaldı ki, puan türü artırıldığı takdirde buna bağlı olarak  uygulamanın kapsamının daha da genişleyebileceği anlaşılmakta,  dolayısıyla kesin sınırları bulunmayan ve ileriye dönük olarak kapsamı genişletilebilecek nitelikte bir düzenleme getirildiği görülmektedir.

Bu itibarla, dava konusu düzenlemenin 6. maddesinde de hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Danıştay Sekizinci Dairesi'nce verilen 27.1.2010 günlü,  E:2010/1 sayılı kararın, dava konusu düzenlemenin 2. ve 3. maddelerinin yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin kısmına yönelik davalı idare itirazının REDDİNE;  anılan kararın dava konusu düzenlemenin 6. maddesine yönelik yürütmenin durdurulması isteminin reddine  ilişkin kısmına yönelik davacı itirazının KABULÜNE ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun değişik 27. maddesi uyarınca dava konusu düzenlemenin 6. maddesinin yürütülmesinin durdurulmasına; 2577 sayılı Yasa'nın 27/4. maddesi gereğince davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına tebligatın memur eliyle yapılmasına, 18.2.2010 gününde dava konusu Yükseköğretim Genel Kurulu Kararının 2. ve 6. maddeleri yönünden oyçokluğu, 3. maddesi yönünden ise oybirliği ile  karar verildi.

K A R Ş I    O Y

X- 4.11.1981 günlü, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle uygulanan ilk sistemde adayların yükseköğretim kurumlarına yerleştirme puanları ÖSS sınavı puanı, ÖYS sınav puanı ve ortaöğretim başarı puanı esas alınarak hesaplanmış ve adayların ortaöğretim başarı puanlarına aynı katsayı uygulanmıştır.

2547 sayılı Yasa'nın 45. maddesiyle yapılan değişiklikle meslek lisesi mezunlarına alanları ile ilgili yükseköğretim kurumlarını tercih etmeleri halinde ek puan verilmesi uygulaması getirilmiş, ortaöğretim başarı puanının yükseköğretim puanına belli oranda etkili olması yönündeki  önceki uygulama ise devam ettirilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu'nun 30.7.1998  günlü, 98.8.90 sayılı kararıyla tek aşamalı sınav uygulamasına geçilmiştir. Yine aynı kararla sözel, sayısal  ve eşit ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının hesaplanmasında farklı katsayı uygulamasına başlanmıştır.

Bunun sonucu olarak sınav sonuçlarının değerlendirilmesinde adayların ortaöğretimdeki başarıları dikkate alınmış,  Yükseköğretim Kurulu'nun uygun göreceği ilkeler çerçevesinde hesaplanacak ortaöğretim başarı puanı  ek puan olarak giriş sınav puanına eklenmiştir.

Ortaöğretim başarı puanının hesaplanmasında adayların ortaöğretimdeki alanlarıyla ilgili  yükseköğretim programlarına yerleştirme yapılırken daha yüksek (0,5), tersine durumda yani ortaöğretimdeki alanlarının dışında programlara yerleştirme yapılırken daha düşük (0,2) katsayı uygulanmıştır. Ayrıca, mesleki ve teknik ortaöğretimi özendirmek için bir mesleğe yönelik program uygulayan liseleri bitirenlere, aynı alandaki yükseköğretimi seçmeleri durumunda ek puan (0,24 katsayının Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı puanı ile çarpılması ile elde edilen puan) uygulaması getirilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu'nun değinilen kararına karşı açılan davalarda Danıştay Sekizinci Dairesi'nce davanın reddi yolunda verilen kararlar, Danıştay İdari Dava Daireleri  Kurulu'nca onanmıştır.

Ayrıca, iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra, anılan kararın eğitim hakkını ihlal ettiği ve ayrımcılığa yol açtığı ileri sürülerek  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurulmuş, ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 12.5.2009 günlü kısmi kabul edilebilirlik  kararı ile, meslek lisesi mezunlarına  yükseköğretime girişte meslekleri ile ilgili programlar dışında farklı bir alanda tercihte bulunmaları halinde farklı katsayı uygulanmasının eğitim haklarını ihlal etmediğine, ayrımcılığa yol açmadığına ve bu uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olmadığına karar verilerek, başvuranların bu yöndeki başvuruları kabul edilemez bulunmuştur. (T. Akat, S. Kaynar - Türkiye davası)

Bu arada Yükseköğretim Kurulu'nun aldığı kararla 2003 yılında katsayı oranları değiştirilmiş,  daha önce alan içi tercihlerde uygulanan 0,5 katsayı 0,8'e, alan dışı tercihlerde uygulanan katsayı ise 0,2'den 0,3'e çıkarılmıştır. Yükseköğretim Kurulu'nun bu kararına karşı açılan davaların reddi yolundaki kararlar da, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca onanmıştır.

Daha sonra, 2547 sayılı Yasa'nın 45. maddesinin (a) bendinde değişiklik yapılmak suretiyle meslek lisesi mezunlarına alanları dışında yükseköğretim kurumlarını tercih etmeleri halinde farklı katsayı uygulamasının kaldırılması amaçlanmış, meslek lisesi mezunlarının ve genel liselerin tabi olacağı aynı orandaki katsayılar yasa metnine konulmuş,  ancak buna ilişkin 4.5.2004 tarihli ve 5171 sayılı Kanunun Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmayarak TBMM'ye iade edilmesi üzerine anılan düzenleme yasalaşmamıştır.

Yükseköğretim Genel Kurulu'nun 22.6.2005 günlü kararı ile bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim mezunlarının aynı alanda bir yükseköğretim programına yerleştirilmesinde ortaöğretim başarı puanlarının çarpılarak yerleştirme puanlarına eklenmesinde kullanılan katsayının 0,24 yerine 0,08 olarak belirlenmesine karar verilmiş, ancak bu karara karşı açılan davalarda, Danıştay Sekizinci Dairesi'nce anılan düzenlemenin iptaline dair verilen kararlar da, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca onanmıştır.

2006 yılında da alan farklılaştırılmasına gidilmiş ve alan bilgisinin daha sağlıklı ölçülebilmesi amacıyla dört olan alan sayısı yediye çıkarılmıştır.

Yükseköğretime giriş sınavlarında adayların ortaöğretim kurumlarından mezun oldukları alan/bölüm dikkate alınarak, farklı alan/bölüm tercihlerinde daha düşük,  mezun oldukları alan/bölümle ilgili programları tercih ettiklerinde ise daha yüksek katsayı uygulanmasını içeren sistem 1999 yılından başlayarak 2009 yılına kadar belirtilen aşamalardan geçerek Yükseköğretim Genel Kurulu'nun 21.7.2009 tarihli kararına kadar on yıl boyunca uygulanmış; ancak, anılan kararla alan/bölüm farklılığına dayanan katsayı uygulamasına son verilerek, katsayı farkı eşitlenmiştir.  Bu karara  karşı açılan davada Danıştay Sekizinci Dairesi'nce katsayı farkının eşitlenmesine ilişkin kararın, Milli Eğitim Temel Kanunu'nda ve 2547 sayılı Kanunda yer alan yükseköğretime yönlendirme ve  mesleki - teknik eğitimin özendirilmesi ile ilgili temel prensiplere ve hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş, davalı idarenin  bu karara itirazı ise  Danıştay İdari Dava  Daireleri Kurulu'nca reddedilmiştir.

Yükseköğretim Genel Kurulu'nun 21.7.2009 günlü kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin Sekizinci Daire kararına itirazın reddine dair Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 10.12.2009 günlü, E:2009/1005 sayılı  kararında; mesleki - teknik liselerden mezun olan kişilerin üniversiteye girebilmelerinin de  yasanın bir gereği olduğu, mesleki - teknik lise mezunlarına, genel lise mezunlarıyla girdikleri sınavda farklı katsayı  uygulanması hukuka uygun ise de, bu farklılığın ölçülü (idari işlemden beklenen amaç ile kullanılan araç arasında adil bir denge) olması ve idarenin bu konuda yapacağı düzenlemede ölçülülük ilkesini dikkate alması gerektiği, ölçülülük ilkesi dikkate alınarak belirlenecek olan katsayının, eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozmaması, alan/bölüm, mesleki eğitim, genel lise eğitimi gibi ayrımları ve yargı kararlarını geçersiz kılacak nitelikte olmaması gerektiği belirtilerek, bu değerlendirmelerin sonucunda katsayıyı eşitleyen (katsayı farkını kaldıran) düzenlemenin hukuka uygun olmadığına karar verilmiştir.

Danıştay Sekizinci Dairesi'nin katsayı farkını kaldıran düzenlemenin yürütmesini durdurması ve  bu karara karşı yapılan itirazın Kurulumuzda reddedilmesi üzerine dava konusu düzenleme getirilmiştir.

Davalı idare, dava konusu düzenlemenin yargı kararı  ile ortaya çıkan hukuki boşluğun doldurulması amacıyla getirildiğini öne sürmüştür. Bu nedenle düzenlemenin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi üzerine eski düzenlemenin kendiliğinden yürürlüğe girip girmeyeceği, dolayısıyla bu konuda yeniden bir düzenleme yapılmasını gerektirecek hukuki boşluk olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir.

Düzenleyici bir işlemi yürürlükten kaldıran düzenleme hakkında verilen iptal ya da yürütmenin durdurulması kararı, önceki düzenlemenin kendiliğinden yürürlüğe girmesi sonucunu doğurmaz. İdare, eski düzenlemeyi aynen veya kimi maddelerini değiştirerek yürürlüğe koymak ya da tümüyle yeni bir düzenleme hazırlamak konusunda takdir yetkisine sahiptir.

Bu açıklamalar ışığında, Yükseköğretim Genel Kurulu'nun  katsayı farkının kaldırılmasına ilişkin 21.7.2009 günlü kararının yargı kararı ile yürütülmesinin durdurulması üzerine, bu konuda hukuki bir boşluk doğduğu ve idarenin yeni bir düzenleme yapabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Dava konusu düzenlemenin 2. maddesi ile adayların ortaöğretim kurumlarından  mezun oldukları alan/bölüm ile ilgili yükseköğretim programlarını tercih etmeleri halinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanının 0,15 katsayı ile, alan/bölüm dışında programları tercih etmeleri durumunda ise 0,13 katsayı ile çarpılması öngörülmekte, böylece alan içi alan dışı tercihlerde katsayı farkı 0,02 olarak belirlenmektedir.

Davalı idare savunmasında ve itiraz dilekçesinde; 1998 - 2010 yılları arasında uygulanan üniversiteye giriş sisteminin, tek aşamalı yapılan ve bilgi yerine ağırlıklı olarak yetenek ölçümünü esas alan, başarı sınırlamasının belirlenmesinde  sınavda elde edilen gerçek başarı yerine ağırlıklı orta öğretim başarı puanını belirleyici bir araç olarak kullanan, katsayı farklılışması yoluyla sınavda ölçülemeyen ortaöğretim performansını katsayı yoluyla sınav puanına yansıtma hedefi taşıyan seçimin alan içinde yapılmasını önceleyen ve alan dışı tercihi imkansız kılan bir sistem olduğunu, on yılı aşkın uygulama sonuçlarının, bu sistemin birçok açıdan sakıncalı ve amaçla uyumlu olmadığını ortaya çıkardığını, üniversiteye giriş sisteminin değiştirilmesi gerekliliğinin ortaya çıkması üzerine Yükseköğretim Kurulu'nun  beş üyesi ve ÖSYM Başkanlığından oluşan bir çalışma grubu oluşturulduğunu, bu komisyon tarafından üniversiteler başta olmak  üzere ilgili tüm tarafların  görüşleri de alınarak hazırlanan raporun 29.1.2009  tarihinde YÖK Genel Kurulu'nda  görüşülerek karar altına alındığını, bu çalışmaların sonucunda Yükseköğretim Genel Kurulu'nun  21.7.2009 tarihinde aldığı kararla yeni bir sınav sisteminin öngörüldüğünü, 21.7.2009 günlü YÖK Genel Kurulu kararı ile getiren yeni sistemde,  çoklu sınav ve çoklu soruyu esas alan bir ölçme yönteminin belirlendiğini, önceki sistemde % 38 olan alan bilgisinin ağırlığının % 60'a çıkartılmak suretiyle lise müfredatında alınan bilginin, doğrudan ölçülmesi ve sınav sonucuna yansıtılmasının sağlandığını, ayrıca, katsayı farklılaştırılması yerine alan sorularının puan değeri yüksek tutularak hem alan içi tercihin teşvik edildiğini, hem de öğrencilerin gerçek başarısını esas alan bir ölçme ve değerlendirme yöntemine göre adayların yükseköğrenime yerleşmelerinin sağlandığını, alan dışında tercihte bulunan  adayların yeterli donanıma sahip olup olmadıkları, yeni sınav sisteminde soruların sayısının artırılması ve  puanlama ağırlıklarının alanlara göre farklılaştırılması yoluyla ölçülebilir nitelik taşıdığından mezuniyet sonrası ortaöğretimde mezun olduğu alanın dışında bir alanda yükseköğretime devam etmek isteyenlerin karşılaşacağı zorluğun "ölçülülük" ilkesine aykırı olmamasının sağlanmaya çalışıldığını, Danıştay Sekizinci Dairesi'nin istikrar kazandığını işaret ettiği katsayı oranının (0,8-0,3) yönlendirme amacının sınav, soru ve değerlendirme türleri ile gerçekleştirildiği bir modelde, eski biçimiyle  devam ettirilmesinin imkansız olduğunu, dolayısıyla yeni sistemde alan/bölüm yönlendirmesinin tek aracının katsayı olmadığını, bu yüzden katsayının anlamının ve işlevinin, yeni sistemin diğer unsurları ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini öne sürmüştür.

Yukarıda açıklandığı üzere, katsayı farkı uygulamasının alan/bölüm yönlendirmesinde kullanılan bir araç olduğu, bu nedenle katsayı farkı getirilmesinin hukuka aykırı olmadığı kesinleşen yargı kararları ile ortaya konulmuş, 21.7.2009 günlü Yükseköğretim Kurulu Genel Kurulu kararı ile getirilen yeni sınav sistemiyle birlikte katsayı farkının eşitlenmesi üzerine açılan davada ise katsayı farkının kaldırılmasının hukuka aykırı olduğu saptanarak yürütülmesi durdurulmuş ve bu karara karşı yapılan itiraz da reddedilmiştir.

Bu nedenle, gelinen noktada 21.7.2009 tarihli kararla getirilen yeni sınav sisteminde de yükseköğretime giriş sınavında alan içi ve alan dışı tercihlerde katsayı farkının bulunması gerekliliği  tartışmasızdır.

Dava konusu kararla getirilen katsayı oranlarının hukuka uygunluğunun irdelenmesine gelince;

Öncelikle katsayı farkının kaldırılmasına ilişkin bir önceki düzenlemenin yürütülmesinin durdurulması üzerine dava konusu düzenleme ile alan dışı tercihlerde farklı ve daha az, alan içi tercihlerde ise daha fazla bir katsayı uygulanması öngörülerek katsayı farkının bulunması noktasında yargı kararının uygulandığı görülmektedir. Diğer taraftan, dava konusu düzenleme ile belirlenen katsayı oranlarının Milli Eğitim Temel Yasası'nın amacına,  yargı kararları ile ortaya konulan ilkelere uygun olup olmadığının, yeni getirilen sınav sisteminin bütünlüğü içinde ve sistemin katsayı dışındaki özelliklerinin  de dikkate alması suretiyle değerlendirilmesi  gerekmektedir.

21.7.2009 günlü Yükseköğretim Genel Kurulu kararı ile getirilen iki aşamalı ve bir çok puan türünden oluşan sınav sistemine karşı açılmış bir dava, dolayısıyla bu yeni sisteme yönelik verilmiş bir yargı kararı bulunmamaktadır. Bu nedenle 21.7.2009 günlü kararla getirilen yeni sınav sistemi halen yürürlükte bulunmaktadır.

21.7.2009 tarihli karardan önce uygulanan sınav sisteminde, katsayı oranları ortaöğretim başarı puanlarının 50-100 standart puanları arasında belirlendiği bir düzlemde işlem görürken, anılan kararla getirilen yeni sistemde standart puan aralıklarının 100-500 aralığı olarak belirlenmiş olması nedeniyle artık bu yeni sistemde 0,8-0,3 katsayı oranlarının uygulanma kabiliyeti kalmamıştır.

Yükseköğretime girişte ortaöğretim başarı puanının esas alınması gerektiği, katsayı uygulamasının da bu amaçla getirilmiş olduğu kuşkusuzdur. Katsayı farkının olması gerektiği, katsayının eşitlenemeyeceği de önceki yargı kararları ile ortaya konulmuştur. Ayrıca, 4.5.2004 tarihli 5171 sayılı Kanunun Cumhurbaşkanınca onaylanmayarak tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine iade gerekçelerinin arasında, katsayı oranlarının yasa ile belirlenmemesi gerektiği, alan/bölüm yönlendirmesinde bir araç olarak kullanılan katsayı oranlarının ihtiyaca göre bu konuda yetkili olan Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenmesi gerektiği görüşüne de yer verildiği görülmektedir.

Dolayısıyla, alan/bölüm yönlendirmesinde kullanılan bir araç olan katsayı farkının  olması zorunlu ise de,  bu fark aşılamayacak oranda olmamalıdır. Başka bir anlatımla katsayı farkı adayların mezun olduğu alan/bölüm ile ilgili olmayan bir programı tercih etmeleri halinde bu programa yerleştirilmelerini  imkansız kılmamalıdır.

1999 yılından 2003 yılına kadar uygulanan 0,5-0,3 katsayı oranının 2003 yılında yine Yükseköğretim Genel Kurulu kararı ile 0,8-0,3 oranı ile değiştirilerek katsayı farkının arttırılması üzerine açılan davalarda, o tarihte uygulanan sistemin bütünlüğü ve özellikleri içinde konu değerlendirilerek, sistemin özelliklerine göre yönlendirmede tek aracın katsayı olduğu da dikkate alınarak bu konuda alınan katsayı farkının arttırılmasına ilişkin kararın sistemin amacına uygun olduğu ve Yükseköğretim Kuruluna bu konuda tanınan yetkinin kamu yararına uygun kullanılmış olduğu sonucuna varılmış ve davanın reddi yönünde Danıştay Sekizinci Dairesi'nce verilen kararlar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca onanmıştır.

Bu bağlamda; yukarıda da belirtildiği üzere  alan içi ve alan dışı tercihlerde geçerli olacak  katsayı oranlarının belirlenmesine ilişkin idari kararların yargısal denetimi yapılırken  uygulanan sınav sisteminin bütünlüğü içinde yasanın öngördüğü amaç ve bu amacın gerçekleştirilmesi için kullanılan yöntemin özellikleri dikkate alınarak konunun  değerlendirilmesi gerekir. Bu yaklaşım önceki katsayı davalarında da esas alınmış ve sistemin özellikleri dikkate alınarak söz konusu yargı kararları verilmiştir.

21.7.2009 tarihinde getirilen yeni sistemde; sınavın birinci ve ikinci aşamasında  bir çok puan türünün bulunduğu ve bu puan türlerinin her birinde soru sayısının ve soru ağırlığının farklı olduğu gözönüne alındığında, getirilen sistemde farklı puan türleri yöntemi ile alan yönlendirmesinde katsayı dışında  başka araçların da kullanıldığı görülmektedir.

Bu durumda; katsayı oranları, uygulamadan kalkan ve alan yönlendirmesinde tek aracın katsayı olduğu eski sisteme göre değil, alan/bölüm yönlendirmesi amacına hizmet eden farklı sınav ve puan türlerinin bulunduğu yeni sınav sistemine göre değerlendirildiğinde, dava konusu düzenlemenin 2. maddesi ile getirilen katsayı oranlarının Milli Eğitim Temel Yasası'nın amacına, bu konudaki yargı kararlarına aykırılık oluşturmadığı, ölçülü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bu nedenle, davalı idarenin itirazının kısmen kabulü ile, Daire kararının dava konusu düzenlemenin 2. maddesine yönelik yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin kısmının kaldırılması gerektiği oyuyla, kararın 2. maddeyle ilgili kısmına katılmıyoruz.

K A R Ş I   OY

XX- Davacının itiraz dilekçesinde öne sürülen nedenler, Daire kararının, dava konusu 17.12.2009 günlü Yükseköğretim Genel Kurulu kararının 6. maddesine yönelik yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve davacının itirazının reddi gerektiği oyuyla, kararın dava konusu düzenlemenin 6. maddesinin yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin kısmına karşıyız.



 Report

 
Reklam
 
Reklam